DİSK KURULUŞ BİLDİRGESİ 1872 den bu yana greve hakkını kullanarak, direnme gücünün başarılarını toplayan,
Dernek kurma hakkını en güç koşullar altında kullanan, 1909 dan beri Uluslar arası işçi dayanışması çabalarına katılan,
Demokrasiye aykırı yasalar değiştirilince 1946 da yeniden sendikalar kuran,
Sosyal adaletin gerçekleştirilmesi mücadelesinde 1961 de miting yaparak yeni bir aşamaya ulaşan,
Anayasa ilkeleri uğruna kurşunlanan, coplanan, hapse atılan, yine de toplumcu mücadelesini bırakmayan;
Bizler; Türk işçi sınıfının tüm çıkarları, hakları ve özgürlükleri ve de onuru için bir araya geldik.
Emperyalizmin, devletimizin ve milletimizin hayatına yineden kastetme çabalarının arttığını ve bir avuç aracının, kapkaççının ve sömürücünün bu çabalara katıldığını gören bizler, Büyük Atatürk'ün daha 1921 de ilan ettiği gibi, bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı savaşmaya ant içmiş sendikacılarız.
Kendi tarihimizin derinliklerinden ve dünya işçilerinin mücadele deneylerinden yararlanarak, sosyal adalet içinde hızla kalkınmayı, işçi sınıfının, devlet yönetiminin her kesiminde söz ve karar sahibi olması ve böylece demokrasinin gerçekten uygulanması ile mümkün görürüz. Bütün gücünü işçi sınıfının bilincinden alan bizler, yurt ve dünya olayları karşısında ulusumuzun ve emekçi halkımızın menfaatlerini ve memleketimizin bağımsızlığını her şeyin üstünde tutacak en küçük özgürlüğümüz ve hakkımız için bilinçli bir dayanışma içinde bütün gücümüzü harekete getireceğiz. Kapitalist yoldan kalkınmak isteyenlerin uyguladıkları sistemden gelen sosyal dengesizlik, düzensizlik ve çalkantılara boyun eğmeyecek, kapitalist olmayan yoldan, yani emekten yana bir kalkınma planının uygulanması ile kalkınmak için uyarıcı çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz.
Devlet Planlama Teşkilatının böyle bir plan yapmasını, bu planın işçilerin de katıldığı bir yürütüm ve denetimle uygulanmasını, kalkınmak için zorunlu görürüz. Bu bakımdan toplumumuzun kalkınmasına bunca yıldır imkan bırakmayan egemen sınıfların kendi çıkarları uğruna geri bıraktıkları işçi sınıfının bilinçli bir güç halinde toplum yararına öncülük yapmasını sağlamaya çalışacağız. Yoksa; politika alanında demokrasinden söz edip, ekonomik ve sosyal alanda varlıklı sınıfların çakarlarını gözetmek Anayasamızla bağdaşamayacak bir tutum olmaktadır. Biz, yokluk ve yoksullukların işsizlik ve sefaletin, can ve mal güvensizliğinin, türlü hastalıkların, iş kazalarının, vakitsiz ölümlerin sona erdirilmesi için Anayasa ilkelerinin uygulanmasını bütün hükümetlerden ısrarla isteyeceğiz.
Ekonomik bakımından zayıf durumda olanların, işleri bakımından başkalarına tabi olan işçi ve müstahdemleri, her türlü dar gelirleri, yoksul kimseleri korumayı amaç bilen Anayasamızın eksiksiz uygulanması ancak işçilerin demokratik yoldan devlet yönetimine ağırlığını koymasıyla gerçekleşebilecektir, inancındayız. Egemen sınıflar, Anayasanın eksiksiz uygulanması ancak işçilerin demokratik yoldan devlet yönetimine ağırlığını koymasıyla gerçekleşebilecektir, inancındayız. Egemen sınıflar, Anayasanın eksiksiz uygulanmasından yarar görmedikleri için Anayasa ilkelerini savsaklamada sakınca bulmayabilirler. Ama, biz, Anayasa gerekçesinde de belirdiği gibi maddi (mali ve iktisadi) imkanlardan, yaşama için zaruri olan gelir kaynaklarından ve varlıktan mahrum olan halk tabakaları için klasik hürriyetler yalnız kağıt üzerinde kalan parlak fakat boş laflardan başka bir değere sahip olmayacağına inanırız. Onun için sosyal devlet ilkesinin hergün uygulanır biçime getirilmesi için çaba sarfedeceğiz. Kağıt üzerinde kalan bir demokrasi kavramının, sosyal ve ekonomik bir özden yoksun bırakılması, milyonlarca insanın aldatılması ve avutulmasından öteye geçmeyeceği tabiidir. Bundan dolayı, sendikacılık alanındaki çalışmalarımızı, işçi sınıfının devlet yönetimine ağırlığını koyması temeline dayanan bir sosyal politikaya hız kazandırması ilkesine uygun biçimde yürüteceğiz.
İşçi Sınıfının Devrimci Gücü: Her yıl artan Türkiye nüfusu içinde en kalabalık kesim emeğiyle yaşayan insanların teşkil ettiği işçi sınıfıdır. Ne var ki işçi sınıfı, çeşitli yasalar yüzünden parçalanmış, ayrı ayrı statülere bağlanmıştır. Biz tüm işçilerin meslek örgütleri içinde ana işkolları sendikası saflarında toplanmasını ve etkin bir güç haline gelmesini başarmaya çalışacağız. Köyden şehre gittikçe daha çok sayıda akın eden nüfusun iç göç nedenlerini biliyoruz. Onun için işçilerin devrimci bir öz kazanması gereklidir. Böylece topraksızlıktan, ya da yeteri katar toprak sahibi olamamadan, çağdaş tarım araç ve gereçlerinden yoksul kalmadan gelen köyden kaçış durabilirsin, şehirdeki işçinin sosyal adalet ve asgari geçim için yapmakta olduğu mücadele, işsizlerin baskısıyla kırılmasın, kırdırılmasın.
Beslenme Devrimi: Normal beslenme koşullarından yoksun olan işçilerimizin kalori ve protein alabilmeleri, sıhhatli bir toplum haline gelebilmemiz için zorunludur. Bu bakımdan tüketim harcamalarından işçilerin de yeteri kadar pay alabilmeleri gereklidir. Bu da hem üretimin arttırılmasına, hem de gıda maddelerinin el değiştirmeden, yani bu maddelerin maliyetleri ile kar nispetleri yükseltilmeden halka ulaştırılması esasına bağlıdır. Beslenmeden devrim, asgari gıda ihtiyacının herkesçe mutlaka elde edilecek biçime getirilmesiyle başlayacaktır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için var gücümüzle çalışacağız.
Barınmada Devrim: Sağlık kurulları ve yapılmış şekilleri bakımından elverişsiz olan işçi meskenlerinin ne gibi sosyal facialara yol açtığını bilmekteyiz. İşçilerin çok büyük bir çoğunluğunun kira derdiyle mücadele ettiğini de biliyoruz. Yine biliyoruz ki; konut bir kar aracı olarak bırakıldığı sürece işçilerin sağlık kurallarına ve tekniğin insan onuruna yaraşır gereklerine uygun bir konut politikası izlenemez. Biz, işçilerin insanlık onuruna yaraşır birer konut sahibi olmaları için, Anayasanın da belirttiği gibi devletin, yoksul veya dar gelirli ailelerin sağlık şartlarına uygun konut ihtiyaçlarını karşılayıcı tedbirler almasının bir an önce gerçekleştirilmesini istiyoruz. Hazır evler endüstrisin kurulmasını, şehir içinde, devlete, belediyeye ve özel kişilere ait arsa ve arazi parçalarının Anayasa gereği gözetilerek işçi konutlarına ayrılmasını ısrarla savunacağız.
İçinde şehir suyu olmayan yıkanma, temizlenme yerleri bulunmayan, elektrikten yoksun ve semtinde belediye hizmetlerin yapılmadığı konutları devrinin kapatılmasını ısrarla isteyeceğiz.
Sağlıkta Devrim: Memleketimizde her 4000 kişiye bir doktor, hele 51 ilde ise 9400 kişiye bir doktor düşmektedir. Bu, insan sağlığının bugüne kadar nasıl hiçe sayıldığını gösterir. Yoksul halk tabakalarının aleyhinde gelişen ve işçilerimize yeteri kadar menfaat sağlamayan sağlık politikasının işçi yararına değiştirilmesine var güçümüzle çalışacağız. Anayasamızın herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesini ve tıbbı bakım görmesini bir ödev olarak devlete vermesi işlerin iyiye gitmesine yetmemiştir. Halktan yana bir sağlık politikası izlenmesi de ancak halkın, halk için ve halk tarafından yönetilmesi zorunludur. Biz koruyucu hekimliğin kurulmasını, sağlık hizmetlerinden ayrı ayrı gözetilmeden herkesin, maddi güçlerine bakılmadan yararlandırılmasını istiyoruz. İnsan sağlığı, bir zümrenin geçim ve refah konusu olmamalıdır, diyoruz. Onun için de hekimliğin ve eczacılığın sosyalleştirilmesini istiyoruz.
Eğitimde Devrim: Eğitim hizmeti, varlıklı sınıfa mensup çocukların tekeline girmiş gibidir. Anayasada öngörülen ilke uygulanmadığı için halkın öğrenim ve eğiti ihtiyaçları sağlanamamaktadır. Okulsuz köyler, öğretmensiz okullar, okula alınmayan çocuklar ve okuyup yazma bilmeyenlerin her yüz kişide 60 kişilik bir çoğunluk teşkil etmesi, eğitime ne kadar çok önem vermemiz gerektiğini açıklamaktadır. Biz, bütün işçilerin okur yazar olmalarını istiyoruz. Eğitimin mesleklerinde ilerlemelerini sağlayacak bir öz kazanmasına çalışacağız; seminerler, gece kursları, işbaşında eğitim yapmak suretiyle canlı eğitim kuralı içinde bilinçli bir sendikacılar nesli yetiştirmeye önem vereceğiz
Çalışmada Devrim: Memleketimizde emek en hor görülen, karşılığı en az verilen bir değer yaratıcısıdır. Biz, emeği en yüce değer sayar ve Atatürk ile beraber deriz ki: sırt üstü yatmak ve hayatını çalışmadan geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuz içerisinde yeri yoktur, hakkı yoktur! Oysa egemen sınıfların güttükleri çalışma politikası aşırı sömürüye dayanmakta,y milyonlarca işçiyi işsiz güçsüz, aç ve sefil bırakmaktadır. Biz bu adaletsiz düzen yerine Anayasa ilkelerinin tümünün hakim olduğu bir sosyal adalet yönetiminin yerleşmesini istiyoruz. Hiçbir kısıtlama yapılmadan, silahsız ve saldırısız grev hakkının kullanılmasını istiyoruz. Lokavtın sosyal bir hak olamayacağından lokavtın yasaklanmasını bekliyoruz.
Herkesin çalışmasını, çalışma gücüne uygun işlerde emeğinin tüm karşılığını almasını, çalışamayacak durumda ve yaşta olanların insanlık onuruna yaraşır bir işçilik ve emeklilik aylığı almasını istiyoruz. Bunların gerçekleşmesinin ancak emekten yana bir kalkınma planının uygulanmasına bağlı olduğunu biliyoruz. Bu bakımdan sendikacıların, memleket yönetiminde aktif görev alabilmeleri yollarının genişlemesine elverişli bir sosyal politika ile donatılmasını amaç ediniyoruz. Bu da ancak bütün işçilerin kendi ana işkollarındaki devrimci sendikalarda toplanmaları ve kardeşçe dayanışmalarını sağlamakla mümkün olacaktır.
Biz sendikalarımızı işkollarımızın en güçlü sendikaları halinde geliştirmek için işçiler arası yabancılaşmayı önlemeğe büyük çaba harcayacağız. Türk sendikacılığını herhangi bir yabancı memleketin sendikacılığının körü körüne taklidcisi durumuna düşürmeyeceğiz. Kendi gerçeklerimizden yararlanarak, kendimize özgü bir sendikacılığı uygulayacağız. Böylece sendikalarımızın demokratik hayatın vazgeçilmez, ihmal edilmez, mutlaka görüşü alınır ve isteklerine uyulur, etkin bir güç haline getirilmesini zorunlu buluyoruz. Buna çalışacağız.
Toplu sözleşmelerde ücretlerin oynak merdiven sistemine bağlanmasına dikkat edeceğiz. Bütün işkollarını kapsayan ve gerçekten asgari yaşama ihtiyaçlarını karşılayan adil bir asgari ücretin ödenmesi dönemine geçilmesi için bütün partilerin çaba harcamasını isteyeceğiz. Eşit işe eşit ücret, çocuk ve kadın işçilerin korunması ilkelerinin kağıt üzerinde kalmalarını önleyici çabalar harcayacağız. Bütün kamu kesiminde yönetime ve denetime sendikacıların katılmalarını sağlamak için olumlu çalışmalar yapacağız. Herkesin iş bulmasını, herkesin bütün sigorta kollarına tabi tutulmasını, sigorta primlerinin işçiler yararına kullanılmasını istiyoruz. Sigortanın amaçlarına aykırı bir yönetime sürüklenmesinin daima karşısında olacağız.
Milli Gelirde Devrim: Milli gelirin ne kadar adaletsiz bölüşüldüğünü kendi yaşantımızdan biliyoruz. Çalışan nüfusun yüzde 70'i, milli gelirin yüzde yirmisini alabilmektedir. Buna karşılık çalışan nüfusun yüzde 2 si, milli gelirin yüzde 4,5 ini, yani aslan payını almaktadır. Bu aşırı dengesizlik, ancak milli gelirin hakça bölüşülmesi ile ortadan kaldırılabilecektir. Biz bir yandan milli gelirin arttırılmasına, bir yandan da emeğe göre gelir ilkesinin uygulanmasına çalışacağız. Milli gelir, kapkaççıların, vurguncuların, yabancıya aracılık edenlerin bir avuç emek sömürücüsünün kasalarına akmamalıdır, diyoruz. Milli gelir emeğe göre bölüşülmelidir diyoruz. Böylece köyde, kentte, tarımda, endüstride emekleriyle yaşayan vatandaşların kalkınması, Türkiye'nin geri kalmışlıktan kurtarılmasına giden yolun açılmasının mümkün olacağı inancındayız.