(aynı addaki ilk başlığın devamıdır)
Peki bu tarihi kahramanın adı neden 200 yıl sonra yeniden gündeme gelmişti. Ve Chavez neden ülkedeki değişim sürecine Bolivarcı Devrim adını veriyordu?
Chavez’in 5. Cumhuriyet hareketine destek veren Venezüella Kominist Partisi gençlik kolu başkanı Carlos Aquino’ya göre geçen 200 yılda Latin Amerika’daki sorunlar değişmedi:
“Bolivar Askeri olduğu kadar politik bir liderdi de... Onun üzerinden gelmeye çalıştığı sorunlar hala devam etmekte... Bolivar sağlık, eğitim gibi sosyal konularla da , Latin Amerika birliği konusuyla da ilgilenmişti. Bunlar hala çözülmesi gereken sorunlar...”
Petrol gelirleri sosyal programlara akıyor Venezüella’da Bolivarcı bir devrimin başladığını söyleyen Chavez’in ilk icraatlerinden biri ülkenin milyarlarca dolarlık petrol gelirini hortumlamakla suçladığı Venezüella devlet petrol şirketi’nin yöneticilerini görevden uzaklaştırmak oldu.
Petrol gelirlerinin önemli bir bölümü “misyon” adı verilen farklı sosyal programlara aktarıldı. Chavez 2000 yılında “Bolivar Planı” adlı bir kampanya başlattı ve halkı Bolivarcı gruplar oluşturmaya çağırdı. Bu gruplara katılanların sayısı 2003 yılında 2 milyonu geçti. Bolivarcı grupların oluşturulmasının amacı, Bolivarcı devrimin pratiklerini yerel düzeyde yaygınlaştırılmasıydı. Bu organizasyonlara katılanlar, kooperatifler, dernekler ve komitelerin çatısı altında biraraya gelip örgütlenmeye teşvik edildi. Mahalle düzeyinde örgütlenen bu gruplar sağılık, eğitim, beslenme, barınma ve yeni iş alanları yaratmaya yönelik faaliyet yürüten devlet misyonlarının en alt birimleri olarak tanımlandı ve hizmetler bu grupların katılımyla dağıtılmaya başlandı. Ayrıca gerekli görülen yerlerde Venezüella ordusu da devreye sokuldu ve askerler toplumsal projelerde görevlendirildi.
Sağlık misyonuyla ülke genelindeki yoksul bölgelerde yaklaşık 5 Bin klinik kuruldu.Buralarda verilen ücretsiz sağlık hizmeti sayesinde daha önce hastane yüzü görmemiş 1,5 milyon kişi tedavi olanağına kavuştu.
Önceki dönemlerde büyük toprak sahiplerine çeşitli ayrıcalıklar tanınarak tahsis edilmiş 3 milyon hektar arazi, 70 bin yoksul aileye dağıtıldı ve çiftçilere düşük faizli krediler sağladı.
Başlatılan okuma-yazma ve eğitim kamanyası ile 1,5 milyon yoksula ücretsiz temel eğitim verildi. Okula kayıt olamayan çocukların %90’ı okula kaydoldu, yüzbinlerce kişi maddi olanaksızlıklar yüzünden yarıda bırakmak zorunda kaldıkları lise ve üniversite eğitimlerini tamamladı.
Ve kimliği bulunmayan ve bu yüzden de vatandaşlık haklarından yararlanamayan yüzbinlerce kişiye kimlik dağıtıldı.
Başarısız darbe girişimiChavez’in uyguladığı sosyal politikalar, petrol ve toprak reformları ülkedeki bazı kesimlerin de yoğun tepkisiyle karşılaştı. 2002 yılına girildiğinde Venezüella İşadamları örgütü ülkede genel grev ilan etti. Petrol zengini venezüella’da benzin istasyonarı önünde uzun kuyuklar oluştu. Başkent Karakas’ta Chavez karşıtı gösteriler düzenlenmeye başladı. Chavez’e muhalif olan kesimlerin denetimindeki medya Venezüellalıları eylemlere katılmaya çağırdı.
2002 Nisan’ında Karakas sokakları Chavez muhalifleri ve Chavez’i destekleyenler arasında çatışmalara sahne oldu. Sonunda Venezüella ordusundan bir grup subay Chavez’i görevden aldı ve halka Chavez’in istifa ettiği duyuruldu. Chavez’in yerine işadamları örgütü başkanı Pedro Carmona getirildi. Carmona, Chavez tarafından değiştirilen tüm yasaların geçersiz olduğunu açıklarken halk Chavez’in istifa etmediğini bunu aslında bir darbe olduğunu öğrendi ve yaklaşık 1,5 milyon kişi başkanlık sarayı’nın kapılarına dayandı. Chavez darbeden yaklaşık 16 saat sonra başkanlık koltuğuna yeniden oturdu. Doçent Doktor Fuat Ercan’a göre 2002 yılındaki darbe Chavez için bir yol ayrımı oldu ve Chavez sermaye gruplarına tamamen sırtını döndü:
“Olup bitenleri gerçekliği Chavez'in ellerinde biçimlenen politikalar olarak görmemek lazım. Çünkü Chavez iki şey arasında sıkışmış durumda; bir, kitlelerin talepleri var. Kitleler ayakta kalmak istiyor yani yaşamak istiyorlar, iş istiyorlar, aş istiyorlar, toprak istiyorlar. Diğer taraftan Venezüella'daki sermaye grupları bütün olup bitenleri kendilerine, mülkiyet haklarına tehdit olarak görüyorlar. Böyle ikili bir yapı var. Chavez zaman içinde bir seçim yapmak zorunda olduğunu gördü. Ya küreselleşmenin ihtiyaçları doğrultusunda birşey yaparak sermayeyle bir dirsek temasına girecekti - ama bu arkasına aldığı kitlenin desteklerini kaybetmesi anlamına gelirdi - ya da tersi. Chavez'in gücünü artıran 2002'deki darbe oldu. Darbede sermaye gruplarının ve orta-üst sınıfların karşısında olduğunu gördü. Ve bunu görünce bu sefer tamamen kitlelere yöneldi. Chavez'in söylemi daha popülist bir çizgiden çok daha sistemin yapısını dönüştürücü bir söyleme kaydı.”
Devrimin EvrimiHugo Chavez sıradan bir “eski asker” profili çizmiyordu. Karakas’taki Simon Bolivar Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi dalında çalışma yapmıştı. Ancak yine de Chavez’in politikaları doktrinler çerçevesinde değil, günün koşullara göre şekilleniyordu. Belki de bu yüzden çoğu kimse gelecekte neler olacağına dair kesin tahminlerde bulunamıyor. Carlos Aquino da Chavez’in Venezüella’da uygulamaya koyduğu ve “21. Yüzyıl Sosyalizmi” adını verdiği sistemin halen geliştirilmekte olan bir model olduğunu söylüyor:
“21. Yüzyıl Sosyalizmi, Chavez'in bir seneden fazla bir süredir uyguladığı bir model. Burada vurgulanmak istenen, daha önceki modellerden farklı bir karakterde olması.Bu model Venezüella'ya ait olmalı ve özgün karakterler taşımalı. 21. Yüzyıl Sosyalizmini teoride ve pratikte geliştirme sürecindeyiz. Venezüella'da şu anda yaptığımız ulusal özgürleşmeyi sağlamak ve Amerika Birleşik Devletleri'nden bağımsızlaşmak. Hem politik, hem ekonomik hem de kültürel alanlarda bağımsızlığı hedefliyoruz.”
Chavez’e göre, bağımsızlığın en önemli aracı, ülkesinin zengin petrol kaynaklarıydı. Petrol bir yandan ülkedeki sosyal programların finansmanı bir yandan da Latin Amerika’da ülkeler arası bir ittifak kullanılması için kullanılacaktı. Yaklaşık 100 yıldır petrol üreticisi olan Venezüella son yıllara kadar Karayiplere, Brezilya’ya Arjantin’e ya da Uruguay’a petrol ihraç etmemiş, bugüne kadar bu rezervlerden çoğunlukla ABD faydalanmıştı. Chavez’in petrol alanlarını millileştirmesine en büyük tepki de Amerika Birleşik Devletleri’nden geldi ve ABD yönetimi ile Chavez arasındaki ilişkiler her geçen gün daha da bozuldu.