Devrimci Yön

Dev-Yön
 
AnasayfaAnasayfa  ­SSSSSS  ­AramaArama  ­Üye ListesiÜye Listesi  ­Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  ­Kayıt OlKayıt Ol  ­Giriş yapGiriş yap  
Yeni Başlık Gönder   Cevap GönderPaylaş | 
 

 Türkiye'de 1 Mayıs

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin


Mesaj Sayısı: 50
Kayıt tarihi: 04/05/08
Nerden: İstanbul

MesajKonu: Türkiye'de 1 Mayıs   C.tesi Mayıs 10, 2008 9:10 am

TÜRKİYE'DE 1 Mayıs:

Dünya'da 100 yılı aşkın süredir kutlanılan 1 Mayıslar 1905'te ilk defa Osmanlı İzmir'inde kutlandı. İstanbul'daki ilk 1 Mayıs kutlaması ise 1910 yılında yapıldı. “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun” adıyla çıkarılan düzenleme ile 1 Mayıs “Bahar ve Çiçek Bayramı” olarak genel tatil günlerine dahil edildi(1935). 12 Eylül 1980 darbesine gelinceye kadar resmi tatil olarak kaldı.


1 Mayıs 1920:

1920'de işgal idaresinin ve Osmanlı hükümetinin yoğun baskılarına karşın 1 Mayıs İşçi Bayramı olarak kutlandı. İşçiler Haliç'ten başlayarak Karaköy üzerinden Beyoğlu'na kadar bir yürüyüş yaptı ve 'Bağımsız Türkiye' yazılı bir pankart taşıdı.


1 Mayıs 1921:

Türkiye'de anlam ve önemine uygun ilk kutlama ise 1921 yılında yapıldı. 1 Mayıs'ta İstanbul'da hemen hemen bütün işçiler, özellikle Şirket-i Hayriye, Seyrü Sefain, Haliç İdaresi ve Tramvay Şirketi çalışanları kutlamalara katıldı. Binlerce işçi Saraçhane'de toplanarak, Hürriyet Tepesi'ne kadar yürüdü.


1 Mayıs 1922:

1922 1 Mayıs'ı daha yaygın gösterilere sahne oldu. İstanbul'un yanı sıra, Ankara, İzmir, İzmit ve Adapazarı işçileri de gösterilere katıldı.


1 Mayıs 1923:

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla birlikte 1 Mayıs'ın yasallaşması da gündeme geldi. 1923 1 Mayıs'ında çok sayıda yerli ve yabancı işletmede çalışan işçiler, 'yabancı şirketlere el konulması, 1 Mayıs'ın resmen işçi bayramı olarak tanınması, sekiz saatlik işgünü, hafta tatili, serbest sendika ve grev hakkı' talepleriyle greve çıktı.

1 Mayıs 1924:

1924 kutlamaları Türkiye Amele Birliği tarafından örgütlendi. 1 Mayıs'ı İşçi Bayramı olarak kutlayan işçilerin bu eylemi engellenmek istendi. İstanbul'daki gösteriler yasaklandı. Ankara'da ise kutlamalar tümden engellenemedi. Özellikle askeri fabrikalarda çalışan işçiler Cebeci'den yürüyüşe başlayıp, Meclis'in önüne kadar gelerek 1 Mayıs'ı kutladılar. Sekiz saatlik işgünü için bildiri dağıtan birçok işçi tutuklandı.


1 Mayıs 1925-1936 Arası(Takrir-i Sükun Dönemi):

1925 1 Mayıs'ının ardından hükümet, Şeyh Sait İsyanı'nı gerekçe göstererek, haziran ayında Takriri Sükun Yasası'nı çıkardı. Bu yasayla kutlamalara izin verilmedi ve 1935 yılına kadar hemen hemen her yıl gizli kutlanabildi. Kutlamalar daha baskıcı bir ortamda yapıldı. Gözdağı amacıyla Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası Başkanı Dr. Şefik Hüsnü Değmer ve arkadaşları tutuklandı. Bu tarih 1 Mayıs'ın yasal olarak 1976 yılına kadarki son kutlaması oldu. 1976'ya kadar 1 Mayıs'ı kutlayanlar vatan haini ilan edildiler. Hükümetler bu dönemde her 1 Mayıs'tan birkaç gün öncesinde ülkenin dört bir yanındaki ilerici ve sosyalistler, eski 1 Mayısların öncüsü işçiler evlerinden alınarak, emniyette gözaltında tutuluyordu ve 1 Mayıs'tan sonra serbest bırakıyordu.
Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Kanunu'nun kabul tarihi olan 24 Temmuz işçi sınıfına 1 Mayıs'ın yerine bayram olarak dayatıldı. Ancak bu girişimlerin hepsi, verilen mücadeleler sonucu geri döndü. (1960)


[u]1 Mayıs 1976:[/u]

1925 yılında yasaklanan 1 Mayıs kutlamaları 51 yıl sonra yeniden gündeme geldi. Sermaye çevreleri, gericiler hemen karşı atağa geçerek, tehditler savurmaya başladılar. Olay çıkartılacağını, yağmacılık yapılacağını iddia eden bu çevrelerin tehditlerine aldırış etmeyen işçiler, DİSK'in öncülüğünde 1976 1 Mayısı'nda Taksim Meydanı'nı doldurdu. Türkiye'nin en kitlesel 1 Mayıs'ında Saraçhane'den, Beşiktaş'tan, Kabataş ve Şişli'den yürüyen 400 bin emekçi Taksim Meydanı'nı doldurmuştu. Uluslararası işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününün 50 yıllık aradan sonra Türkiye'de 1976 yılında 100 binlerce kişinin katıldığı kitlesel bir gösteriyle kutlanması, hükümeti ve işverenleri tedirgin etmişti.

1 Mayıs 1977(Kanlı 1 Mayıs):

DİSK'in organize ettiği 1977 1 Mayıs'ı bu kez daha güçlü ve kapsamlı bir biçimde kutlanacaktı. Sağcı gazetelerden Ortadoğu Gazetesi, 'Sol 1 Mayıs'ta halkı galeyana getirmek istiyor', Bayrak Gazetesi 'DİSK ve Maocu gruplar arasında çatışma bekleniyor!' ve Türcüman ise, 'Arabalar tahrip edilecek, inşallah aldanırız ama, kanlar akacak. Çeşitli solcu gruplar arasında slogan kavgasıdır bu' diye yazıyordu. Provokasyonlar daha mitingin afişleri asılırken başlamıştı. İstanbul ve İzmir'de afiş asarken öldürülen 2 kişinin sol gruplar içi çatışmada vurulduğu önü sürüldü.

Katliam sabahı

Türkiye'nin her yanından akın akın gelen işçiler ve devrimciler alandaki yerlerini alıyordu. Son derece düzenli olan yürüyüşe katılım yaklaşık 500 bin civarında olmuştu. Saatler 19.00'u gösterirken katılımın umulanın çok üstünde olması nedeniyle miting hala bitmemiş, tüm illerden gelen kortejler henüz alana girememişti. Bu arada DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler de konuşmasını tamamlamak üzereydi. İlk silah sesi duyuldu. Daha sonra alana hakim noktalardan kitlelerin üzerine kurşun yağmaya başladı. DİSK'in kürsü sorumlusu Sıtkı Coşkun'un 'Sular İdaresi üzerinde ateş eden insanlar var. İhtar ediyoruz. Bunları etkisiz hale getirin, alın' diye yaptığı anons işe yaramadı. İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan toplum polisinin amirine 'Bu duvarın üzerinden ateş edildi bize. Bunlar polis midir, görevli midir?' diye sormuştu, ancak bu soru yanıtsız bırakıldığı gibi İsvan coplandı. Kitle bir süre daha Sular İdaresi'nin, Pamuk Eczanesi'nin ve Inter Continental Oteli'nin çatılarından otomatik silahlarla taranıyordu.

Polis ateşi

Açılan ateşle kalabalık kürsüye doğru sıkıştırılarak, panik yaratılmak isteniyordu. Ateşin yanı sıra panzerler de kitleyi sıkıştırıyor ve insanları en dar yokuşa, Inter Continental Oteli ile Pamuk Eczanesi arasında kalan Kazancı Yokuşu'na doğru yöneltiyordu. Olaylar başlamadan önce Kazancı Yokuşu başına park edilen mavi renkli bir Fiat kamyonet ve yerlerde rastgele duran tekerlekli el arabaları Kazancı'ya iniş ve çıkışı engelliyordu. Sel halinde akan insanlar kamyonetin iki yanından ve el arabalarının üzerinden geçerek, Kazancı Yokuşu'ndan aşağıya doğru kaçmaya çalışıyorlardı. Tam bu sırada yokuşun biraz aşağısındaki garajdan çıkan beyaz renkli bir Renault uzun menzilli silahlarla kitleyi taramaya başladı. Beyaz Renault'da bulunan polis memuru Necati Tınaz, daha sonra, 'Üstümüze geldiler havaya ateş ettik' diyerek yaptıklarını savunmuştu.

33 ölü, 200 yaralı

Taksim Alanı'nda yaklaşık 200 kişi yaralanmış, 33 kişi de yaşamını yitirmişti. 28 kişi çıkan arbedede ezilerek, Meral Özkol adlı kişi ise panzer altında kalarak yaşamını kaybetmişti. Olayda 2 bine yakın mermi atıldığı saptanmış, buna karşın yalnızca 5 kişi kurşun yarası nedeniyle ölmüştü. Olayla ilgili açılan davanın iddianamesinde, amacın 'halk üzerinde yılgı, korku ve panik yaratmak' olduğu ileri sürülüyordu. Günaydın Gazetesi'nden Necati Doğru, Inter Continental Oteli'nin 5. katında bir odanın kapısının açık olduğunu ve odanın pencerelerinden alanı seyreden kişiler ve masa üzerinde teleobjektifli makineleri gördüğünü söylüyordu. Odada gazetecilerin olduğunu sanan Doğru, odaya girmek istediğini ancak, adımını atar atmaz bir garson tarafından 'içeride polisler var' denilerek içeri alınmadığını söylemişti. Otel'in 510 numaralı odasına ise MİT mensupları yerleşmişti. Tüm bu verilerin yanı sıra, dikkat çeken bir başka durum ise, ellerindeki çantaları bir an bile yere bırakmayan ve o gece uçakla ülkeyi terk eden 8-10 Amerikalıydı.

1 Mayıs öncesi 'Olay çıkacak' diye yazan basın katliamdan sonra, 'Maocu Vatan Hainleri İşçi Bayramı'nı Kana Buladı: 39 Ölü Var!', Tercüman, 'Maocular, DİSK'in İstanbul'da yaptığı mitingi bastılar: 34 Ölü Var', Son Havadis, 'Taksim savaş alanı gibiydi; Kızıllar Kudurdu', Hergün, 'Solcular 40 İşçiyi Katletti', Yeni Asya, 'DİSK mitinginde komünistler birbirini yedi, 40 ölü-Taksim'de Savaş' başlıklarıyla ortamı daha da gerdiler.

1 Mayıs 1978-1990:

1978'de işçiler 77'de öldürülen arkadaşlarını andılar.

1979 yılında Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul'da mitinge izin vermedi, sokağa çıkma yasağına rağmen, işçiler çeşitli şekillerde 1 Mayıs'ı kutladı. Kutlamaların en kitleseli İzmir Konak Meydanı'nda yapıldı.
1980 sonrası 12 Eylül askeri darbesinin yasaklar zincirinde 1 Mayıs da yerini aldı. Böylece Türkiye'de yeni bir yasaklı dönem başlamış oluyordu. Ama tüm yasaklara rağmen, kısa süreli iş bırakmalar, bayramlaşmalar ve bildiri dağıtma gibi etkinliklerle, işçiler onurlu günlerinin anısının belleklerden silinmesine izin vermedi. DİSK Mersin'de 50 bin kişinin katıldığı bir miting düzenledi. DİSK Genel Başkan Vekili Rıza Güven kürsüden iner inmez tutuklandı.
7 yıllık aradan sonra 1987'de sendikalar öncülüğünde bazı milletvekilleri, aydın, sanatçı ve bilim insanları ile birlikte yaklaşık bin kişilik bir kitle Taksim Anıtı'na 1 Mayıs şehitlerini anmak üzere çelenk bırakmak istedi. Kitleyi anıtın yanına bırakmayan polisler sadece milletvekillerinin anıta çelenk bırakmasına izin verdi.
1988 yılında Taksim Meydanı'na çıkmak yasak olmasına rağmen, yüzlerce işçi, genç ve emekten yana insan Taksim Meydanı'na doğru yürümeye başladı. Yürüyüş polisin sert müdahalesiyle son buldu.
1989'da Taksim'de bir araya gelen kitleye polis müdahalede bulundu. Bu olayda 17 yaşındaki Mehmet Akif Dalcı isimli bir işçi yaşamını yitirdi.
1990'da yine Taksim'e yürümek isteyenlere izin verilmedi. Çıkan çatışmada İTÜ Öğrencisi Gülay Beceren aldığı kurşun yarasıyla felç oldu.


1 Mayıs 1990-2007:

1991'de Türk-İş'e bağlı sendikalar ilk defa 1 Mayıs kutlaması için izin başvurusunda bulundu, ancak reddedildi. Türk-İş ve Hak-İş ayrı ayrı Ankara'da salon kutlaması yaptı. İstanbul'da Taksim'e doğru yürüyüşe geçen 600 kişilik topluluğa polis müdahale ederek, 500 kişiyi gözaltına aldı. Sosyalist Birlik Partisi milletvekilleri 1 Mayıs'ın işçi bayramı olarak yasalaşması için yasa teklifinde bulundu ancak kabul edilmedi. 1991'de tek izinli kutlama İzmir'de yapıldı. Kutlamaya 10 bin kişi katıldı. 1980 sonrasının en kitlesel mitingi 1996'da gerçekleştirildi. Kadıköy'ü dolduran yaklaşık 150 bin insanın üzerine açılan ateş sonrası 3 kişi yaşamını yitirdi.
İşçi örgütleri 1 Mayıs’ı, 1977 yılının 1 Mayıs’ının 30. yıldönümü nedeniyle Taksim Meydanı’nda gerçekleştirmek istedi.Olaylarda 900'e yakın gösterici tutuklanırken 2 tabanca ve çok sayıda molotof kokteyli yakalandı.


1 Mayıs 2008:

Türk İş, DİSK ve KESK'in 1 Mayıs öncesi Taksim çağrısı:

"SOSYAL ADALET, EŞİTLİK, BAĞIMSIZLIK ve DEMOKRASİ İÇİN 1 MAYIS 2008’de OMUZ OMUZAYIZ!

Biz, milyonlarca işçiyi, emekçiyi ve çalışanı temsil eden Türkiye’nin emek örgütleri olarak;

Biz, sosyal adalet, sosyal güvenlik, sosyal hak; insanca bir yaşam ve çalışma hakkı isteyen milyonların umudu olarak;

Biz, yüz milyonlarca emekçiyi temsil eden küresel sendikal hareketin, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu ITUC’un üyeleri olarak;

Biz, TÜRK-İŞ, DİSK, KESK olarak,

SOSYAL ADALET, EŞİTLİK, BAĞIMSIZLIK ve DEMOKRASİ için

1 Mayıs 2008’de omuz omuza olacağız.

İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma gününü; emeğin bayramı 1 Mayıs’ı birlikte kutlayacağız.

1 Mayıs 2008'i, emekçilerin 12 Eylül 1980 darbesinden sonra en ağır saldırılarla karşı karşıya olduğu günlerde karşılıyoruz. Hükümet, sermayenin bir dediğini iki etmezken emekçilerin kazanılmış hakları tek tek budanıyor. Hükümet, ülkemizi küresel sermayenin dikensiz gül bahçesi yapmak için elinden geleni yapıyor.

Sosyal güvenlik ve sağlık haklarımız büyük bir saldırıyla karşı karşıya. Cumhuriyetimizin en büyük kazanımlarından biri olan sosyal hukuk devleti ilkesi hiçe sayılarak; IMF’nin istekleri doğrultusunda hazırlanan Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Yasa Tasarısı sağlığı özelleştirmeyi, ticarileştirmeyi ve piyasalaştırmayı hedefliyor.

SSGSS 12 Eylül’den bu yana işçilerin, emekçilerin karşılaştıkları en kapsamlı emek karşıtı harekâttır. Amaç sosyal devleti ortadan kaldırmak, her şeyi özelleştirmektir.

1 Mayıs 2008’i AKP hükümetinin özelleştirmede sınır tanımadığı koşullarda karşılıyoruz. Hükümet kamunun elinde ne varsa satmaya kararlı; sadece kamu işletmeleri değil, kamu hizmetleri de adım adım özelleştiriliyor. Sağlık ve eğitim alanında kamu hizmeti adım adım tasfiye ediliyor, taşeron ve alt işverenler yoluyla kamu hizmeti özelleştiriliyor. SSGSS de özelleştirme harekâtının bir parçasıdır.

1 Mayıs 2008’i güvencesiz, kuralsız çalışmanın yaygınlaştığı koşullarda karşılıyoruz. Emekçilerin yarısı kayıt dışında çalışıyor. Esnek, güvencesiz ve kuralsız çalışma kural haline geliyor. İş kazası adı verilen iş cinayetleri durmak bilmiyor.

19. yüzyılın vahşi kapitalizmine benzeyen çalışma koşulları yaygınlaşıyor. Sömürü ve yoksulluk giderek artıyor.
(...) "


Ancak sendikaların bu çağrısına karşı İstanbul valisi Muammer Güler 1 Mayıs 2008'de Taksim'de eylem yapacaklar hakkında suç duyurusunda bulundu ve "Ben sendikaların da bize anlayış göstereceğini, hiçbir kanunsuz işleme tevessül etmeyeceklerini tahmin ederim" açıklamasını yaptı. İlerleyen günlerdeki yoğun ısrarlara rağmen Taksim'de 1 Mayıs kutlamalarına izin vermeyeceğini belirten vali Taksime yürümeye çalışanlara karşı "orantılı güç" kullanılacağını da duyurdu.
Kesilmeyen ısrarlara ve hükümeti hedef alan eleştirilere karşı Başbakan Tayyip Erdoğan " Ayakların baş olduğu yerde kıyamet kopar" tarzı bir açıklamayla işçilere "ayak takımı" tanımı uygun gördü. Buna cevap olarak DİSK genel başkanı Süleyman Çelebi: "Ayak takımının cevabını 1 Mayıs'ta alacaksınız" dedi.

Ve 1 Mayıs geldi çattı...
Hükümet olası eylemlere karşı İstanbul polisine takviye olarak farklı illerden 20 uçak polis ve yüzlerce asker getirtmiş, Taksime çıkan yolları kapatmış ve Taksim'in etrafını demir barikatlarla ördürmüştü. Çatılara yerleştirilen nişancıları da unutmamak gerekir tabi...
Buna rağmen DİSK ve CHP binaları önünde toplanan işçiler daha yürüyüşe geçmeden polisin müdahalesiyle karşılaştırlar. Binaların içine ve göstericilere gaz bombaları atıldı, tazyikli su sıkıldı. İşçiler coplandı. Bütün çabalara rağmen hükümet geri adım atmayınca DİSK can güvenliği olmadığı gerekçesiyle yürüyüşten vaz geçti.
Bu sırada ara sokaklarda üniversiteli gençler polisle çatışıyorlardı. Akşama kadar grupların dağılıp tekrar birleşmesiyle çatışma sürdü.
ÖDP binası hiç bir eylem hazırlığı olmamasına rağmen basıldı. İçeri plastik mermiler ve gaz bombaları atıldı ve kapı kapatıldı.
Sonuç olarak Taksim'e çıkan yollarda eylemciden çok polis vardı ve polisler etrafa eylemcilerden daha çok zarar verdiler:
Polis hastanelere dahi gaz bombası attı. Bir Cumhuriyet gazetesi muhabirinin cop darbesiyle kolu kırıldı. CHP millet vekillerinden biri kalp spazmı geçirdi. Yüzlerce kişi göz altına alındı. Polisin ele geçirdiği suç unsurları ise 1 tabanca ve bolca sapan...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.devrimciyon.tr.gg
 

Türkiye'de 1 Mayıs

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Devrimci Yön :: Genel :: Dünden Bu Güne 1 Mayıs-
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder